Milli Eğitim Bakanlığındaki Eğitim Çalışanları Mutlu Değil

Milli Eğitim Bakanlığı kendi çalışanlarına Sayman kadrolarını sınava açmazken; Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, Kurum Müdürü, İdare Memuru, Sayman, İnfaz Koruma Başmemuru ve Öğretmen unvanları için görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavı yapacak!

Milli Eğitim Bakanlığı Sayman kadrosu için en son 2007 yılında görevde yükselme sınavı açmış üzerinden 14 yıl geçmesine rağmen bu kadroya yönelik bir daha da sınav açmamıştır. Tezattır ki tüm bakanlıklar da aynı kadrolar için her yıl yada iki yılda bir sınavlarını Milli Eğitim Bakanlığı’nın eliyle yapıyor.

Milli Eğitim Bakanlığı hariç diğer bakanlıklar Saymanlık ve diğer üst kademeler için düzenli ve şeffaf olarak gerek Görevde Yükselme Sınavı olsun gerek Unvan Değişikliği Sınavı olsun ihtiyaçları doğrultusunda tüm çalışanların hakkını gözeterek ve çalışanlarını bir bütün görerek sınavları yazılı ve sonrasında sözlü kuralına göre yapmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı ise belirtilen kuralların dışında hareket ederek çok da tevessül edilmeyen 657 sayılı Kanunun 76. maddesi veya diğer adı ile “torpil maddesi”ni işleterek çalışanları arasına ayrım koyarak oluşan ihtiyaçları sınavsız atama ile gerçekleştiriyor.

Milli Eğitim Bakanlığı kurumsal kalabalık ve de büyüklüğü bakımından personele sıklıkla ihtiyaç duyan diğer tüm bakanlıkların başında geliyor. İhtiyaçların fazlalığı her kadro için mutlak sınav zorunluluğunu da beraberinde getiriyor. Milli Eğitim Bakanlığının kendi büyüklüğüne ve sınav merkezi anlayışına ters uygulamalar yapması kabul edilebilir bir durum değildir. Tüm bakanlıklara yönelik örnek uygulamalar öncelikle eğitimi temsil eden bakanlıktan bekleniliyor iken gelinen noktada tüm eğitim çalışanları, Milli Eğitim Bakanlığı’nın uygulamaları ile diğer bakanlıkların uygulamaları arasındaki farklılıkları görmeleri sebebiyle yeterince mutlu olmadıkları biliniyor.

Eğitim çalışanları Sayman kadrosu başta olmak üzere daha bir çok kadro için sınav bekliyor iken Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü 23 Mart 2019 tarihinde açtığı sınav sonrası yine 2020 yılında yapılması istenen ancak Coronavirüs sebebiyle ertelenen Kurum Müdürü, İdare Memuru, Sayman, İnfaz Koruma Başmemuru ve Öğretmen unvanları için görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavını 2021 yılı içerisinde yapmasını planladığını duyurdu.

Alttaki Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü içeriğine bakıldığında, birlikte çalışmanın önemine vurgu yapılması ve çalışanına değer verme anlayışının belirtisi olan metin, eğitim çalışanlarına fazlaca yabancı geldiği gözden kaçmamaktadır.

Eğitim ve Bilim Çalışanları Eşit Haklar Sendikası olarak dileriz Milli Eğitim Bakanlığı da, Adalet Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Tarım ve Orman Bakanlığı gibi bazı bakanlıkları örnek alarak kendi çalışanlarına önem verir.

Milli Eğitim Bakanlığındaki Eğitim Çalışanları Mutlu Değil” için 2 Yorum

  1. MEB’deki enteresan sayman atamalarını sürekli konu eden gündemde tutan tek sendika sizsiniz. Teşekkürler.
    Yalnız olanın arkasında kimse durmuyor ama maalesef. Diğer sözde MEB eğitim çalışanlarının hakları için var olduğunu söyleyen MEB memur, hizmetli sendikaları ne yapar? Tabi ki de üyelerinin uyuması için onlara ninnileri söylerler. Ortada büyük bir haksızlık var. GYS ile atanması gereken bir kadro için Bakanlık sınavı rafa kaldırmış, işine gelenin başvurusunu alıp atamasını yapıyor işine gelmeyene takdir yetkisi diyerek reddediyor. Başka hiçbir bakanlıkta olmayan bu uygulama karşısında ses seda yok. Bazı sendikaların yönetimindeki kişiler de bu fırsattan yararlanmış hatır gönül (!) sayesinde atamasını yaptırmış. Demek ki onların ricalarını bakanlık geri çevirmiyor(!) Bal tutan parmağını yalamış vesselam.

  2. Haber için teşekkürler.
    MEB her daim eğitim çalışanlarını ikinci sınıf bir ekip gözüyle göregeldiğinden bu kesime bakış açısı hiç değişmemiş gelenekselleşmiş durumda. Bunun ispatı işte 14 yıldır birçok kadroya sınav açmaması bu kadrolara torpille atama yapması. Bunun en büyük nedenlerinden biri sendikalaşmada çoklu gruplara ayrılıp tek ses olamamak, sayıca üstün ve hükümete yakın olan öğretmen sendikalarına üye olarak buralardan bir hak yada menfaat sağlamaya çalışmak. Ama maalesef oradan da havasını alıyorlar ve en son aslına kendi özlerine dönüyorlar ama iş işten geçiyor bu süreçte. Biz eğitim çalışanlarının haklarına sahip çıkmaya çalışan tüm eğitim çalışanlarına ait olan tüm sendikalar birleşip tek yumruk olmadıkça bir şey elde edemeyiz. Bu konuyu her bir sendikamız irdelemeli üzerinde durmalı düşünmelidir. Neden biz böyleyiz, ayrı ayrı sendika kuruyoruz da tek ses olamıyoruz. Masadan biz neden hep oyalayıcı cevaplarla geri dönüyoruz. Herkes bir sendika kurar ve de bir kaç üye ile çarkını döndürmeyle yetinmekle bu işler olmaz. Eşit Haklar Sendikası’nın çalışmalarını beğeniyorum. Ama dediğim gibi ya birleşmeliyiz ya birleşmeliyiz. Bu birleşim konfederasyon mu olur başka bir ad altında mı olur bilmem. Yoksa bizim haklarımız tarihin derinliklerinde birer birer kaybolup gidecek.
    Bakanlığımız diğer tüm bakanlıkların sınavlarını yaparken hiç mi düşünmez yahu her bakanlık 2 yılda bir sayman sınavı açıyor bizim çocuklara biz gerçekten 14 yıldır ayıp etmişiz, haklarını yemişiz. Torpille atamalara sınavsız atamalara göz yumarak kul hakkı yemişiz demez mi bir kere bari. İşte nedeni dediğim gibi karşısındaki bizlerin temsilcilerine verdiği değerden kaynaklanıyor.

    Son olarak ; tekrar bu konudaki duyarlılığınız için teşekkür ediyorum. Ama gelin MEB çalışanlarına ait sendikalar bir olun beraber karar verin beraber görüşmelere katılın. Saygılar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Social profiles

Yazı Arşivi

Kategori yazıları