Ahmet Yıldız-Zulüm ile abad olanın akibeti berbat olur

Son dört dönemdir memurların verdiği yetkiyi hoyratça kullanan yetkili sendika irtifa kaybında! Bir işveren sendikası gibi çalışanları sayısal araç, nihayetinde yönetim kademesinde bulunanlarda ikballerine ulaşmak için amaç olarak kullandıkları sendika zor günlerden geçiyor. Genel başkanları “üyelerimizi istifaya zorluyorlar, yandaş sendikalara geçişler için baskı, psikolojik şiddet, tehdit ve yıldırmalar oluyor”, ” istifaların çok olduğunu” söyledi.

Geçmiş ola (!)

Genel başkan, baskı, psikolojik şiddet, tehdit ve yıldırmadan bahsederken bir hayli kızgın ve öfkeliydi.  O konuşurken aklım geçmişe gitti.  Kendisinin de genel başkanlığını yaptığı yakın geçmiş dönemde sendikasıyla ilgili kendimin de bizatihi içinde olduğum bir olay aklıma geldi, paylaşmak istiyorum. “Beni arayan telefondaki sendika üyemizin hayli zor bir  an geçirdiği ağlamaklı halde okul müdürü ile malum sendikanın ilçe temsilcisinin işyerinde baskı ve tehdit yoluyla sendikasından istifa ederek malum sendikaya (yetkili) geçmesini istiyorlar.”  “Üyemiz, son olarak sendika yetkilimle görüşeyim diyor, arayan üyemiz ”başkanım ne olur affet ayrılmak istemiyorum sendikamızdan ancak beni çok sıkıştırıyorlar, başka bir seçenek bırakmıyorlar, çok zor durumdayım” deyince ben de, “ Allah’larından bulsunlar, ne diyebilirim ki karar senindir, direnmeni isterim dedim, ancak nafile. Sonra o zamanın ilçe temsilcisi olan ancak şuan Kocaeli’nde şube başkanı olan kişiyi aradım. “Hiç mi Allah’tan korkunuz yok, insana, iradeye hiç mi saygınız yok, baskı ve tehditle insanları nasıl üye yaparsınız?”  dedikten sonra temsilci olan kişi “yanına geliyorum” dedi, biraz zaman geçtikten sonra odama geldiğinde “neden zorla insanları sendikanıza üye yapıyorsunuz, hür irade bugün ki davranışınızın neresinde?” “Zorla üyelik yapmakta neyin nesi?” karşımda oturan temsilciye, “yapabiliyorsanız yüreklere sevgi tohumu atın, korku imparatorlukları oluşturmayın”  dedim. Tabi karşımdaki temsilci sadece  sırıtıyordu, yukarıda serzenişte bulunan zatın emirlerini bu yöntemle yerine getirme çabası ve fikri içindeydi. Bunlarda ar, ahlak kalmamış. Tek bildikleri korku salmak, korkuyla saltanatlarını sürdürmek…  Yine vakti zamanında 123 TL ile memuru satarak milletvekilliğini avucu içinde gören bir genel başkanları vardı kendi döneminde Kocaeli’ne gelip Gölcük İlçesinde tüm ilçe milli eğitim müdürlerini ayağına çağırarak “kendileri için çalışmalarını Kocaeli’nin on iki ilçesinde, nihayetinde büyükşehir (ilde) de yetkili olabilecek şekilde üye yapmalarını” emretmiştir (döneminde o toplantıya katılan bir ilçe müdürünün çok sonra bana itirafıdır).         

Zirveye çıkışlarında ahlaki ve kanuni kurallardan yoksun kullandıkları yolun her metrekaresinde bıraktıkları tahribat dönüşleri için artık uçurum oluşturmuştu. Hızla yukarı doğru mesafeler kat edilirken akıllarına gelmeyen şey ise çok önceden döşenen taşların artık yerinde durmuyor olmasıydı. Bu taşların her bir adı sadakat, insana saygı, iradeye saygı, üyeye değer ve ahde vefaydı. Her biri artık yanlarında değil karşılarında duvar olarak duruyor. Şaşaa ve hoyratça kullanım ise tepe noktasından aşağıya doğru yuvarlanmalarının asıl sebebiydi. Geçmişte kullandıkları argümanların şuan rakiplerince kullanılması (tasvip etmiyorum) şikâyetini  dillendiriyor genel başkan. Tabi ki hür irade, tabi ki memnuniyet, istek ve çalışanın tercihine saygı… Bu kelimelerin her biri ne kadar doğru kelime olsa da mazileri bu söylemlerin tersi istikametinde.

En güçlü zamanlarında hakkı savunmadılar. Güçlü olduklarında adaleti tutup kaldırmadılar havaya. Sendikal mücadeleyi bırakıp kişi çıkar mücadelesine girdiler. Siyasi ikballerine ulaşmak için bir işveren gibi davrandılar,  toplu iş sözleşmesi masasında çalışanı 123 TL karşılığında sattılar. Çalışanlar umut beslerken onlar umut tacirliğine soyundular. Yetimi (yurt çocuklarını) karalayarak dışladılar. Atadıkları amirleri nedeniyle mazlumu ve mağduru disiplin kurullarında  savunmadılar. Gereksiz ve keyfi ceza almalarına göz yumdular, görevden atılanlara sahip çıkmadılar.  “Eşit işe eşit ücret ilkesi”ni korumadılar, kurumlar arası sosyal hak ve ücret uçurumu oluştu oralı bile olmadılar. Sınıf ile meslek ayrımcılığına çanak tuttular. Sayelerinde tam dört toplu iş sözleşmesi dönemi berhava oldu. Memur onlar için sadece sayıdan ibaretti. Her masaya oturduklarında farklı hülyalar içinde olduklarından memur akıllarında bile değildi. Her dönem memur bir önceki döneme göre daha çok fakirleşti.  Alım gücü zayıfladıkça memur borca sarıldı. Gelinen noktada bugün itibarıyla kamu çalışanlarının %97 ‘si geleceğini satın alarak yaşıyor. Birçok memur bankalardan aldığı kredi ve kredi kartı borçlarını döndürme güçlüğü çekince takibe alındı, tefeciye yöneldi.  Onlar halden anlamadıkça daha bir yabancılaştılar, dolaştıkları dünya memurun dünyası değildi artık. Memurun hali dert edilmeyince kırılma yaşandı. Şuan kendilerine bahane üretmekle meşguller, şirazesi kaymış durumdalar.

Artık bir yolun ve de bir hikayenin sonu…

Bir daha o eski günler geri gelmeyecek, yıktıkları onlara verdiği ve de vereceği tahribat nedeniyle yeni rota çizmelerine de engel olacak. En büyük sorunları ise hafıza kayıpları olacak. Geçmişteki kurucu değerleri acımasıza bir çırpıda harcamaları, köşelere savurmaları yürüyecekleri yolu epeyce kısaltmış olacak.

Yeni bir bahaneden çok önümüzdeki Toplu İş Sözleşmesine yönelmeleri gerek. Bu dönemde fiyasko ile sonuçlanırsa kendilerine (yetki vasfı) “bay bay” demekten başka bir söz bırakmayacaklar.

Hikayelerine Yunus Emre’nin deyimiyle son vermek istiyorum;  “Zulüm ile abad olanın akıbeti berbat olur.

Kalın sağlıcakla…

23.06.2019

Yazara ait diğer yazılar:

1-Engeller ve Fırsatlar

2-MEB Şefleri Kendi Bakanlığına ve Öğretmenlere Kırgın

3- Patinaj Dönemi Bitti. Artık Hızlı Hareket Dönemindeyiz. 

4- Genel Kurulumuzu Coşku İçinde Yaptık. Aslolan Verilen Görevi Layıkıyla Yerine Getirmektir

5- 2. Büyük Olağan Genel Kurulumuz Yaklaşıyor!

6- 2014 Yılın Başarısız(lık)ları ve 2015 Yılı İçin Temenni!

7- Haklarımız İçin Topyekün Mücadele!

8- Senin Hayalindeki Hayat Kaç Metre Karedir?

9- Bakanlığın Görevi Daha Adil Bir Yönetmelik Düzenlemektir.

Menu
Social profiles

Yazı Arşivi

Kategori yazıları

Talep Gönder

Form üstündeki metin