Toplu Sözleşmenin Şekli, Arabulucu Sorunu, Süre Sorunu, İş Kolu ve İşveren Temsilcisi Sorunu

Kamu sektöründe toplu sözleşme düzeni hükümetlerin kolay kabul etmediği bir kavramdır. Hükümetlerin tercihi devlet adına çalışanların çalışma koşullarını yasalar ya da kararnameler yoluyla ile çözümlenmektedir. Önceki yazımda da değindiğim gibi devletin egemenlik kavramı hükümetlerin bu yetkiyi başkaları ile bölüşmesini uzun yıllar engellemiştir. Sadece seçmenlere karşı sorumlu olan hükümetin ortak karar verme ve kararların alınmasında çalışanların temsilcilerini etkili kılma zor kabul edilen bir husus olmuştur.   

Ülkemizde eski toplu iş hukuku sisteminde işyeri ve işletme toplu sözleşme olmak üzere iki tür sözleşme öngörülmekteydi. Eski kanun, TİSKGLK’na göre ”bir toplu sözleşme aynı iş kolunda bir işkolunda bir veya birden çok işyerini kapsayabilir” (2822\3 md) denilmekteydi. Aynı işkolunda bir işyerinde yapılan toplu iş sözleşmeye “iş yeri toplu sözleşmesi”, birden çok işyerini kapsayan toplu sözleşmeye “işletme toplu sözleşmesi”, bir de kanunda geçmeyen ama uygulamalarda yer alan grup toplu iş sözleşmesi vardı. Yeni bir anayasa olan 6356 Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ise işletme toplu sözleşmesi, grup toplu sözleşmesi ve çerçeve toplu sözleşme olmak üzere üç ayrı toplu iş sözleşmesi düzenlemektedir.

Memurlara getirilen toplu sözleşme düzenine ise konfederasyon ve hizmet kolu düzeyinde ikili bir sözleşme öngörülmektedir. Gerek hukuki içtihatlarda gerekse doktrinde kabul edilen temel görüş toplu sözleşmenin esas itibariyle işyeri odaklıdır. Kamu işyerleri bakımından işverenin aynı olması nedeniyle işletme toplu iş sözleşmeleri öngörülmüştür. Kamu çalışanları bakımından da yapılması gereken işverenin aynı durumda olması durumunda işletme düzeyinde, işverenlerin farklı olması durumunda ise işyeri düzeyinde toplu sözleşme olması gerekmektedir. Mesela eğitim öğretim ve bilim hizmetleri kolunda Milli Eğitim Bakanlığı, Üniversiteler, YURTKUR, ÖSYM’deki büro çalışanlarının işverenlerinin aynı olması ve de sınıflarının aynı olması nedeniyle sözleşme işletme düzeyinde yapılabilir. Yine aynı hizmet koluna bağlı olan Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğüne bağlı teknik personel için ise ilgili genel müdürlükle işletme düzeyinde toplu sözleşme yapılması yerinde olacaktır. Sınıf veya meslek gruplarının sorunları ayrı ayrı görüşülmesi halinde daha rahat çözüme kavuşacaktır. 11 hizmet koluna ait (tüm bakanlıkların) farklı özellikler gösteren sınıf ve meslek grup taleplerinin bir arada müzakereler sırasında görüşülmesinin de önemli bir sorun olduğunu görmüş olduk. Zira 11 hizmet kolunun temsilcilerinin aynı masada olması ve genellikle ilgili kurumların yetkililerinin olmadığı (Örn. Milli Eğitim Bakanı) bir ortamda çalışanların sorunlarına çözüm bulmak zordur. Dolayısıyla sorunların çözümü noktasında mutabakata varmak hiç de kolay değildir. Memurlarla işveren heyeti arasında yapılan toplu sözleşme görüşmelerinde üç konfederasyon temsilcisi, 11 hizmet kolunun sendika temsilcilerin olması her sendikanın taleplerini iletmeye çalışması 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nda yapılan değişiklikle madde 29 “Toplu sözleşme görüşmelerine kamu idaresi adına Kamu İşveren Heyeti, kamu görevlileri adına Kamu Görevlileri Sendikaları Heyeti katılır.” kapsamında kamu işverenin “sınırlı sayıda” müzakerelere katılması karmaşık bir durumun yaşanmasına neden olmaktadır. Kamu İşveren Heyetinin kimlerin olacağına ilişkin (Değişik fıkra: 2/7/2018-KHK-703/197 md.) “Kamu İşveren Heyeti, Cumhurbaşkanının görevlendireceği Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakanın başkanlığında, Cumhurbaşkanınca belirlenen bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerinden oluşur.” denmektedir. İşçilerin yaptığı toplu iş sözleşmelerinde işkollarının sorunlarını bilen, işkolunda işveren konumunda olan tarafların varlığı söz konusudur. Oysa memurların toplu sözleşme müzakerelerinde taraflara baktığımızda hizmet kollarının sorunlarını, çalışma şartlarını ve işyerinin özelliklerini yeterli düzeyde bilen (kaldı ki bilmek zorunluluğu da olmayan) işveren temsilcilerinin olmaması önemli bir sorun olmaya devam ediyor. Mesela sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının sorunlarını Sağlık Bakanlığı temsilcileriyle, eğitim çalışanlarının sorunlarını Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileriyle müzakere edilmemesi taleplerin yerine getirilmemesinin ve sorunların çözülmesinin önündeki temel engellerden biri olarak devam etmektedir. Diğer bir sorun ise memur toplu sözleşmelerinde yetki ve toplu sözleşmelerin süresidir. Toplu sözleşmelerin tarafları ve imza yetkisi son düzenlemede tanımlanmıştır. Genel kurullara ilişkin yetkili konfederasyona, hizmet kollarına ilişkin olarak en çok üyeye sahip sendikaya sözleşmeyi imzalama yetkisi tanınmıştır. İmzalanan hükümlere ilişkin Kamu Hakem Kurulu’na itiraz edilemeyeceği hükme bağlanmıştır.

Toplu sözleşme görüşmelerinde çıkan uyuşmazlıklar, özel sektörde olduğu gibi tarafsız arabulucular kanalı ile çözülmesi daha uygun olmaz mıydı? Özel sektörde işvereni zorlayıcı faktör olarak grev aracı vardır. Devlet istihdamında grev yapılmasın izin verilmiyor. Grev hakkı olmadan memurlar en yüksek otoriteyi temsil eden devlet ile nasıl etkili, anlamlı bir toplu sözleşme bağıtlayacak?

Toplu sözleşme müzakere masasında kamu görevlileri işveren temsilcisi ve yetkili sendika temsilcileri olarak Kamu Görevlileri Sendikaları Heyeti toplam 15 kişiden oluşmaktadır. Ancak sendika heyetinde “en fazla üyeye sahip üç konfederasyonun temsilcileri”nin de olacağı son düzenleme ile kendine yer bulmuştur. Eski sistemde (toplu görüşme) yetkili sendikanın üye olduğu konfederasyonunun müzakerelere katılması öngörülürken yeni düzenlemede yetkili sendika olmasa da en fazla üyeye sahip üç konfederasyon arasında olmak, Kamu görevlileri sendikaları heyetinde yer almaya yetecektir. Bir başka ifade ile yetkili sendikası olmayan konfederasyon da müzakerelere katılacaktır. Bu durum da gelişen süre içinde müzakere sırasında çeşitli sorunlara neden olmaktadır.

Toplu sözleşme görüşmelerinin son rakamı olan yıllarda müzakerelerin iki yıllık süre için yapılması düzenlenmiştir. Kamu görevlilerinin toplu sözleşme görüşmelerinin süresi ve oturum sayıları oldukça sınırlıdır. Otuz günle ve birkaç oturumla sınırlı bir toplu pazarlık sürecinde çalışanların hak ve menfaatlerinin geliştirilmesinin zorluğu müzakereler esnasında görülmüştür. Önceki toplu sözleşmelere nazaran daha fazla tecrübe kazanılmış, yakın geçmişte kalan 5. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinden sadece bir oturumda 11 hizmet kolundan 5 hizmet koluna ait toplam 179 talep görüşüldü. Yasadan kaynaklı Kamu işveren temsilcisi yetersizliği, hizmet kollarının fazlalığı ile birlikte zaman sorunu çözüme fayda sağlamadığını göstermektedir.  İşçi sendikalarında toplu iş sözleşmesi müzakereleri 60 gündür ve bu sürenin sonunda arabuluculuk süreleri dahil edildiğinde 120 güne yaklaşan müzakere süresi ve onlarca oturum yapılmaktadır. Memur sendikacılığı için hem süre hem de oturum sayısı müzakereler açısından yeterli değildir. 

4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nunda yapılan değişiklikle madde 31 “Kamu görevlilerinin geneline yönelik toplu sözleşme teklifleri Kamu Görevlileri Sendikaları Heyetinin konfederasyon temsilcisi üyeleri, her bir hizmet koluna ilişkin toplu sözleşme teklifleri ise Heyetin ilgili sendika temsilcisi üyesi tarafından hazırlanır ve toplu sözleşme görüşmelerinin başlama tarihinden en az bir hafta önce Kamu İşveren Heyetine sunulmak üzere Devlet Personel Başkanlığına verilir” demektedir. İşçilerde de teklifler önceden işverenlere verilmektedir. Ancak bu durum kamu çalışanları açısından önemli bir sorundur. Zira memurlar tüm taleplerini işveren heyetinde sunmasına rağmen işverenlerin talepler hakkında yeterince bilgi sahibi olmadığı görülmektedir. Hatta kamu işveren heyeti memurlara yönelik tekliflerini önceden değil bir sır gibi sözleşme görüşmelerinin sonuna kadar saklamaktadır. Yeni düzenlemenin önemli eksiklerinden biri de müzakerelerde uzman kamu kuruluşlarının desteğinin alınmamasıdır. Bilindiği üzere ülkemizde kamu işvereni adına toplu sözleşme yapan uzman devlet kuruluşları var. 1968 tarihinde kurulan TUHİS (Türk Ağır Sanayii ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası), Kamu-İş (Kamu İşletmeleri İşverenleri Sendikası), TOBB, TMOB, İTO, İSO, TÜSİAD, MÜSİAD yıllardır çalışan kesimine yönelik faaliyetlerini sürdürmekte bazı kuruluşlar ise uzun süredir kamu adına işveren olarak sözleşme düzenlemektedir. Bu kuruluşların Kamu işveren heyeti içerisinde olmaları toplu sözleşme müzakerelerinin kimi eksikliklerini giderebilirdi.

Keynesyen iktisat politikalarından neoliberal politikaya geçmekle sendikaların yaşadıkları sorunlar nelerdir? Gelir dağılımındaki eşitsizliğin gerçek sebebi nedir?  Küreselleşmenin kamudaki çalışma rejimi üzerindeki etkileri nelerdir? Küreselleşmenin sendikalar ile toplu sözleşme üzerindeki etkileri nelerdir?  

Dünyada Küreselleşmenin Getirdiği Sonuçlar ve Memur Sendikacılığı Üzerindeki Etkisi başlığı altında bu sorular cevabını bulacaktır.

Görüşmek dileğiyle…

YAZI DİZİSİ

1-Toplu Sözleşmeye Giderken; Sendikacılığın Doğuşu ve Türkiye’de Kamu Sendikacılığı (1)

2-Toplu Sözleşmeye Giderken; Sendikacılığın Doğuşu ve Türkiye’de Kamu Sendikacılığı (2)

3-Toplu Sözleşmede Aşılmayan Yasal Engeller Toplu Sözleşme Özerkliği ve Sendikaların Taraf Sorunu

One thought on “Toplu Sözleşmenin Şekli, Arabulucu Sorunu, Süre Sorunu, İş Kolu ve İşveren Temsilcisi Sorunu

  1. Tebrikler çok aydınlatıcı bir makale olmuş. Toplu sözleşmenin göstermelik samimiyetten uzak çok sorunlar olduğunu farkettik.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Social profiles

Yazı Arşivi

Kategori yazıları