Türkiye’de Sendikaların Siyaset İlişkisi ve Siyasetin Memur Sendikacılığı Üzerindeki Etkileri (1)

Dünyada ve Türkiye’de sendika siyaset, sendika siyasi parti ilişkileri hangi amaçla ve nasıl başladı?

Demokrasi deneyimi olan az gelişmiş ülkeler, gelişmekte olan ülkeler ve gelişmiş ülkelerde sendikaların yapabileceği siyasal faaliyetlerin sınırları nasıl belirlenmiştir? 

Pragmatik (bağımsız) sendikacılık ve doktriner (bağımlı) sendikacılık nedir, Türkiye’de bu iki tür sendikacılık anlayışında hangisi daha fazla benimsenmektedir?

Açıklamalarla, siyasetin sendikalar üzerindeki etkileri nelerdir?

Benzeri soruların cevaplarına birlikte bakalım.

Sanayi Devrimi sonrasında uzun çalışma saatlerinin kısaltılması, özellikle kadın ve çocuk işçilerin korunması, “sefalet ücreti” düzeyinde olan ücretlerin yükseltilmesi gibi konularda o dönemin işçi kuruluşları düzen dışı örgütler olarak uzun bir süre mücadele vermek durumunda kalmıştır. Verilen mücadeleler sonucunda sendikacılığın yasallık kazanması ve genel oy hakkın elde edilmesiyle birlikte siyasi partiler, öncelikle komünist ve işçi partileri, daha sonra muhafazakar partiler olmak üzere, örgütlü güç olan sendikalara karşı ilgisiz kalmamış, en azında işçi oylarını alabilmek için sendikalarla ilişki kurma yoluna gitmişlerdir. Böylelikle sendika-siyaset, sendika siyasi parti ilişkisi, ideolojik ve çıkarlar bağlamında 20. yüzyılın başlarına doğru yoğunluk kazanmaya başlamıştır. Ülkemizde memur sendikacılığının esas başlangıcı 90’lı yıllarda olunca siyasi parti ve ideolojik akımların da içine doğmuş oldular.

Sendikalar temsil ettiği grubun hayat koşullarını iyileştirmek, çıkarlarını savunabilmek için sendikacılığın ekonomik ve sosyal fonksiyonlarını kullanmanın yanı sıra, siyasi fonksiyonunu da etkin olarak kullanmak durumda kaldılar.  90’lı yıllarda kurulan sendikalara bakınca “bağımlı model” sendikacılığının hala etkilerinin bulunduğunu rahatlıkla görebilmekteyiz. Bu dönemde, ülkemizde ve dünyada sendikalar siyasi partiler kurarak sorunlarına siyaset arenasında çözüm aramışlar; ya da bazı partiler iktidara daha çabuk ulaşmak amacıyla kendi doğrultularında sendikal üst örgütler kurulmasına öncülük etmişlerdir. İkinci tercih ülkemizde sıkça başvurulan tercih olmuştur. Kavramsal olarak dar anlamda siyaset, “Devlet işlerini düzenleme ve diğer devletlerle ilişki yürütme, kısaca devleti idare etme sanatıdır.” Geniş anlamda siyaset, “Ülkedeki iktidarı ele geçirmek amacıyla mücadele edilmesi, toplumu yakından ilgilendiren tüm sorunlar için iktidarın aldığı kararlara doğrudan veya dolaylı bir şekilde etkide bulunulmasıdır.” (Tuğ. 1992: 213) kavramın geniş anlamdaki tanımında görüldüğü üzere siyaset olgusu iki eksen üzerine kurulmuştur. Birinci eksen, iktidarı ele geçirmek veya korumak için girişilen mücadelenin bütününü, ikincisi ise, iktidara gelen siyasi partilerin kamu işleriyle ilgili uygulamaya koyacağı, “para politikası”, “eğitim politikası”, “vergi politikası” gibi kararların içeriğidir. (Mauriaux 1985: 22-23) Buradan hareketle, geniş anlamda siyaset kavramı kısa ve öz olarak, “Devleti yöneten siyasal iktidarın toplumun sorunlarıyla ilgili olarak aldığı kararlara önemli ölçüde etkide bulunan kuvvetlerin faaliyetleri” (Daver, 1993: 43) şeklinde tanımlamak mümkündür. Aynı yakınlıkta, “Genel sendika teorisi” içinde yer alan “Grup teorisi” de: siyaseti, “İktidarı ele geçirmek ya da muhafaza etmek isteyen farklı çıkar gruplarının uyuşmazlıklarından kaynaklanan bir olgu” olarak kabul edilmektedir (Akçaylı, 1983: 4). Çağdaş siyaset bilimcisi Maurice Duverger, siyaset kavramı ile ilgili yaptığı genel tanımda, “ Siyaset devleti yönetme sanatı, bir iktidar kavgası olduğu kadar, toplumun bütün üyelerinin yararına olabilecek bir düzen kurma aracıdır.” (Dugerver, 1967; 29) demektedir.

Sendikaların siyaset yapmaları, ülkelerin iç hukuku ve yönetim şekli ile yakından ilgilidir. Başka bir değişle, sendikaların siyasal faaliyetlerinin boyutu, ülkedeki siyasal rejimin demokratik rejimine göre şekillenir. Demokrasi deneyimi olan, az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde sendikaların yapabileceği siyasal faaliyetler ve bu tip faaliyetlerin sınırları yasalarla çizilir; genel olarak kısıtlayıcı hükümlerle asgariye indirilmek istenir. Buna karşılık, çoğulcu demokrasinin bütün kurumlarıyla işlerlik kazandığı ülkelerde, sendikaların siyasal faaliyet alanları daha fazla belirginleşmiştir.                   

Sendikalar, siyasal faaliyet türlerini, genellikle felsefi eğilimlerine, diğer bir değişle sendikacılık anlayışlarına göre belirlerler. Herhangi bir sendikanın felsefi eğilimi, sendikacılığın mesleki ve iktisadi fonksiyonlarını ön planda tutan “pragmatik sendikacılık” anlayışına dayanıyorsa, bu tip sendikalar, genellikle “geniş anlamda” siyasal faaliyette bulunmayı tercih ederler. Sendikanın felsefi eğilimi, daha çok siyasal fonksiyonlarını ön planda tutan “doktriner sendikacılık” yönündeyse, örgüt “dar anlamda” yoğun siyasal faaliyette bulunmayı hedefler.

Sendikalar için geniş anlamda siyaset; belirli bir siyasal partinin maddi veya manevi vesayeti altına girmeksizin üyelerinin çıkarlarının korunması doğrultusunda partilerden talepte bulunmak , istek ve önerilerini  partilere bildirmek şeklinde tanımlanabilir (Gültekin Kural, 1977: 201). Tanımda vurgulandığı üzere, geniş anlamda siyaset yapan sendikalar, hiçbir parti ile sürekli ve organik düzeyde ilişki kuramazlar.  Bu tip sendikalar, mesleki amaç ve faaliyet yönü ağır basan sendikalardır; ekonomik ve sosyal fonksiyonları devamlı önde gelir. Dolayısıyla geniş anlamda siyaset yapan sendikalar, ekonomik ve sosyal fonksiyonlarıni daha iyi icra etmek için siyasal faaliyetleri “amaç” değil “araç” olarak kullanırlar. Bu tip sendikaların felsefi eğilimleri, kesinlikle doktriner olmaktan uzak, mesleki/ ekonomik bir yaklaşım üzerine kurulmuştur.

Geniş anlamda siyaset yapan sendikaların en önemli özelliği, ülkelerindeki tüm siyasi partiler karşısında “eşit mesafede” ve “tarafsız” bir konumda bulunmalarıdır. Başka bir ifade ile, tek patiye “angaje” olmaksızın, örgütsel çıkarları doğrultusunda, mevcut partilerin programlarına bakarak  beklentilerine yardımcı olabileceklerine inandıkları her parti ile doğrudan ya da dolaylı ilişkler kurabilirler. (Talas, 1976: 65) Geniş anlamda siyaset yapan sendikaların siyasi partilerle kurdukları ilişkiler “bağımsız model” içinde yer almaktadır.

Geniş anlamda siyaset yapan sendikaların siyasal faaliyet biçimleri, genel olarak aşağıdaki gibidir (Mahiroğulları, 2000:115; Akgeyik, 19993: 32-33):

  1. Belirli bir siyasal parti gözetmeksizin iktidardaki her parit ile ilişki kurmak ve çalışanların hayat düzeyini iyileştirebilmek amacıyla lobi faaliyetlerinde bulunarak yasama organını etkilemek,
  2. Peryodik olarak çıkardıkları dergi ve gazeteler yoluyla ya da basın araçlarıyla çeşitli toplumsal konularda görüşlerini açıklayarak iktidarı ve kamuoyunu etkilemek, kendi görüşleri doğrultusunda kamuoyu oluşturmak,
  3. Siyasal eğitim kursları tertip ederek yönetici, temsilci konumundaki üyelerini ülkedeki

politik faaliyetler, hükümet politikaları hakkında bilgilendirmek.

Sendikaların dar anlamda siyaset yapmaları, belirli bir siyasal partinin maddi veya manevi gözetimi/vesayeti altında, aralarında karşılıklı yardımlaşmayı amaçlayarak günlük politiklara karışmayı ifade eder (Gülten Kutal, 1977: 201). Dar anlamda siyaset yapmayı amaçlayan sendikalar, genelde siyasal fonksiyonlarını ekonomik ve sosyal fonksiyonlarından daha etkin kullanmak isteyen sendikalardır. Bu tip sendikalar, ideolojilerine veya dünya görüşlerine yakın bir parti ile organik ilişki kurarak siyasal faaliyet yapabildikleri gibi, organik ilişki kurmadan da  kendilerine yakın gördükleri partlerle “yakın ilişki” oluşturup, bu parti desteğinde siyasal faaliyetlerde bulunabilirler. Dar anlamda siyaset yapmayı amaçlayan sendikalar, genel olarak “doktriner” ya da “reformist” karakterlidirler.

Dar anlamda siyaset yapan sendikaların siyasal faaliyet biçimleri, genel olarak aşağıdaki gibi sıralanabilir (Gültekin Kutal, 1977: 205; Mahiroğulları, 2000: 117).

  1. İktisadi ve mesleki çıkarların dılındaki hedefler için genel grev tertip etmek,
  2. Sendikacılığa kitle hareketi özelliği kazandırmak; ülke ve çalışanların sorunlarını dile getirmek için geniş katılımlı miting, protesto gösterileri, işbırakma eylemleri düzenlemek,   
  3. Seçimlerde bir partiyi açık ve etkin bir şekilde desteklemek, ona maddi yardımda bulunmak,
  4. Bir siyasal partinin yönetim organlarında temsil edilmek ya da bizzat siyasal parti kurmak.

Sendikaların siyasi partilerle kurduğu ilişki modelleri, iki örgüt arasındaki belirli mesafeye, yakınlık ya da vesayet boyutunu göstermesi bakımından önemlidir. Günümüzde fazlaca “siyasal ilişki-siyasal faaliyet” içinde bulunmalarından dolayı asıl amaçtan alıkonan sendikaların akdedilen işlevlerini unutarak, nasıl kişisel siyasi ikballere kapı aralayan mekanizma haline dönüştüklerini görmekteyiz.

…        

Sendika-siyaset ve sendika siyasi parti ilişkilerinde görülen değişime neden olan küreselleşmenin etkisi nelerdir? Sendikaların siyasi partilerle ilişkilerini koparma nedenleri nelerdir? Dünyada doktriner sendikacılığın iflası ve Türkiye’deki etkileri nelerdir?

Türkiye’de Sendikaların Siyaset İlişkisi ve Siyasetin Memur Sendikacılığı Üzerindeki Etkileri (2) başlığı altında bu sorular cevabını bulacaktır.

Görüşmek dileğiyle…

YAZI DİZİSİ

1-Toplu Sözleşmeye Giderken; Sendikacılığın Doğuşu ve Türkiye’de Kamu Sendikacılığı (1)

2-Toplu Sözleşmeye Giderken; Sendikacılığın Doğuşu ve Türkiye’de Kamu Sendikacılığı (2)

3-Toplu Sözleşmede Aşılmayan Yasal Engeller Toplu Sözleşme Özerkliği ve Sendikaların Taraf Sorunu

4-Toplu Sözleşmenin Şekli, Arabulucu Sorunu, Süre Sorunu, İş Kolu ve İşveren Temsilcisi Sorunu

5-1980 Sonrası Yaşanan Küreselleşme ve Türkiye’de Memur Sendikacılığı Üzerindeki Etkisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menu
Social profiles

Yazı Arşivi

Kategori yazıları